Werbung

Muhalif basın gerçekleri yazmaya devam ediyor

  • Von Yücel Özdemir
  • Lesedauer: 4 Min.

Bei uns droht die ABOkalypse!

Wir brauchen zahlende Digitalleser/innen.

Unterstütze uns und überlasse die Informationsflanke nicht den Rechten!

Mach mit! Dein freiwilliger, regelmäßiger Beitrag:

Was soll das sein

Wir setzen ab sofort noch stärker auf die Einsicht der Leser*innen, dass linker Journalismus auch im Internet nicht gratis zu haben ist – mit unserer »sanften« nd-Zahlschranke.

Wir blenden einen Banner über jedem Artikel ein, verbunden mit der Aufforderung sich doch an der Finanzierung und Sicherstellung von unabhängigem linkem Journalismus zu beteiligen. Ein geeigneter Weg besonders für nd-Online-User, die kein Abo abschließen möchten, die Existenz des »nd« aber unterstützen wollen.

Sie können den zu zahlenden Betrag und die Laufzeit frei wählen - damit sichern Sie auch weiterhin linken Journalismus.

Aber: Für die Nutzung von ndPlus und E-Paper benötigen Sie ein reguläres Digitalabo.

Paradise Papers'in Türkiye ayağında işin ucu Başbakan Binali Yıldırım ve Erdoğan'ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak'a kadar uzandı. Normal bir ülkede medyanın bu ilişkileri didik didik edip hesap sorması gerekiyordu.

Ama Türkiye normal bir ülke olmadığı için medya hesap sormak yerine, çocuklarının «Offshore» hesapları ve şirketlerinin varlığını kabul eden Yıldırım, bunun haberini yapan Cumhuriyet gazetesine hesap sormak için dava açtı.

Garip bir durum. Bir taraftan yazılanların doğru olduğunu, ortada bir suçun bulunmadığını söyleyen Yıldırım, diğer taraftan «kişilik haklarının» zedelendiğini ileri sürerek gazeteden 500 bin TL'lik maddi tazminat talep etti.

Büyük bir olasılıkla dava Yıldırım ve çocuklarının lehine, Cumhuriyet'in aleyhine sonuçlanır. Böylece, Paradise Papers'le Yıldırım ailesi ve hükümetle ilgili oluşan olumsuz imaj da temize çıkarılmış olur.

Daha önce de «Malta Files»te Erdoğan ailesi ve damadı hakkındaki iddiaları yazan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat hemen savcılık tarafından ifadeye çağrılmış, yazıya ulaşmayı da mahkeme kararıyla engellenmişti.

Her iki durumda da iddiaların doğruluğu değil, neden haberleştirildiği sorgulanıyor. Bununla elbette muhalif gazetelere mesaj veriliyor.

Görüldüğü gibi, yönetenler her durumda halkı suçsuz olduklarına inandırabiliyorlar. Tabii ki kontrol altında tuttukları devasa medya gücü sayesinde.

Bugün asıl olarak hükümetin propaganda makinesi görevini üstlenen «yandaş basın»la, hükümetten çekindiği için gerekleri yazamayan «korkak basını» okuyan ve izleyen geniş kitleler, ne yazık ki gerçekleri göremiyor, dolayısıyla da tepki gösteremiyor.

Türkiye'nin bu duruma gelmesinde «yandaş basın»ın büyük bir sorumluluğu var. Otoriter rejime karşı mücadele edenlerin en büyük sorunu seslerini geniş kesimlere duyuramamalarıdır.

Bianet'in Sınır Tanımayan Gazeteciler (ROG) ile birlikte hazırladığı ve bir süre önce yayınlanan «Medya Raporu»na göre, ülkede en çok izlenen 10 televizyon kanalından 7'si doğrudan hükümet partisiyle bağlantılı. Bağlantılı olmayan Doğan Medya'nın (CNN Türk, Kanal D, Hürriyet) artık doğrudan bağlantı içinde olmasına da gerek çok. Çünkü hükümeti eleştiren gazetecilerin işten atılması, bazı programların yayından kaldırılmasıyla bu medya grubu da artık hükümetin destekçisi. Patronlarının ticari çıkarları, doğru haberden, iyi gazetecilerden daha önemli olduğu için fazla bir direnç gösterilmedi.

Hükümet medya üzerindeki gücünü sürekli artırırken, muhalif medya organlarını, gazetecileri, yazarları ve aydınları susturmak için bütün yöntemleri kullanıyor. 15 Temmuz darbe girişinden sonra Gülen Cemaati'ne yakın televizyonların yanı sıra, Kürtlerin, Alevlerin ve işçilerin sorunlarını ele alan televizyon kanalları ve radyoların tümü kapatıldı.

Bunlar arasında yer alan Hayatın Sesi'ne bir de dava açıldı. Şimdi kapatılan televizyonun yöneticileri terör propagandasıyla yargılanıyor.

Öyle anlaşılıyor ki; hükümet bugüne kadar ayakta kalmayı başaran Evrensel, Cumhuriyet, Birgün gibi az sayıdaki gazete ve az sayıdaki internet sitesini mali ve politik olarak zor durumda bırakmanın hesabı içinde.

Bu zor koşulların aşılması için her zamankinden daha fazla politik ve maddi dayanışma ve desteğe ihtiyaç olduğu açık. Deniz Yücel'in de ifade ettiği gibi «Diktatörlüğe karşı çıkan Cumhuriyet, Evrensel ve Birgün ile dayanışmak için Türkçe bilmeye de gerek yok.»

Dahası benin de yazarı oldum Evrensel, internet sitesinden İngilizce haberler yayınlayarak, Türkiye’deki gelişmeleri doğrudan dünyaya duyuruyor. Diğer muhalif gazeteler de bu yönde önemli çaba harcıyor. Bu nedenle, Türkiye'den doğrudan haber almak için de bugün muhalif basının desteklenmesi büyük bir önem taşıyor.

«Başka Türkiye’de gerçekleri yazmaya devam eden »başka basın« bu zor dönemde Almanya’dan da dayanışma bekliyor.

ndPlus

Ein kleiner aber feiner Teil unseres Angebots steht nur Abonnenten in voller Länge zur Verfügung. Mit Ihrem Abo haben Sie Vollzugriff auf sämtliche Artikel seit 1990 und helfen mit, das Online-Angebot des nd mit so vielen frei verfügbaren Artikeln wie möglich finanziell zu sichern.

Testzugang sichern!

Noch kein Abo?

Jetzt kostenlos testen!

14 Tage das »nd« gratis und unverbindlich als App, digital oder gedruckt.

Kostenlos bestellen