Werbung

Erdoğan savaş ve gerilimden besleniyor

  • Von Yücel Özdemir
  • Lesedauer: 4 Min.

Bei uns droht die ABOkalypse!

Wir brauchen zahlende Digitalleser/innen.

Unterstütze uns und überlasse die Informationsflanke nicht den Rechten!

Mach mit! Dein freiwilliger, regelmäßiger Beitrag:

Was soll das sein

Wir setzen ab sofort noch stärker auf die Einsicht der Leser*innen, dass linker Journalismus auch im Internet nicht gratis zu haben ist – mit unserer »sanften« nd-Zahlschranke.

Wir blenden einen Banner über jedem Artikel ein, verbunden mit der Aufforderung sich doch an der Finanzierung und Sicherstellung von unabhängigem linkem Journalismus zu beteiligen. Ein geeigneter Weg besonders für nd-Online-User, die kein Abo abschließen möchten, die Existenz des »nd« aber unterstützen wollen.

Sie können den zu zahlenden Betrag und die Laufzeit frei wählen - damit sichern Sie auch weiterhin linken Journalismus.

Aber: Für die Nutzung von ndPlus und E-Paper benötigen Sie ein reguläres Digitalabo.

Donald Trump, 19 Aralık’ta Suriye’nin kuzeyinden, Fırat’ın doğusundaki Kürt bölgesinden (Rojava) ABD askerlerini çekeceğini açıklamadan önce, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bu bölgeye savaş tehdidinde bulunuyordu. Başta Kürtler olmak üzere bütün ilerici güçler ise 24 Haziran seçimleri öncesinde Afrin’e yapılan askeri operasyonun bir benzerinin Rojava’ya düzenlenebileceğini, dolayısıyla savaşa karşı nelerin yapılabileceğini tartışıyordu.

Kürtlere karşı savaşın milliyetçi AKP-MHP koalisyonunu bir arada tutan en önemli faktör olduğu, körüklenen şovenizmin en çok Erdoğan’ın işine yaradığı, oy getirdiği de biliniyor. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesinde bütün muhalif kesimleri susturmak için yeni bir savaş Erdoğan’a bulunmaz fırsatlar sunuyor.

Afrin’e düzenlenen askeri operasyondan sonra muhalif basın ve aydınlara yönelik baskının dozajı artmış, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar suç sayılmış, tutuklama dalgası başlatılmıştı. Operasyonu eleştiren aydınlar, akademisyenler, Türk Tabipler Birliği (TTB) yönetim kurulu üyeleri hakkında davalar açılmıştı.

Bu yıl da benzer bir plan »Fırat’ın doğusu« kalan Rojava’da devreye konulabilir. Bu durumda muhalefeti susturma, zaten adil olmayan seçim kampanyalarını imkansız hale getirme kendiliğinden olağan bir hal alıyor.

Trump’ın geri çekilme kararını açıklamasından sonra Erdoğan, yüksek sesle savurduğu savaş tehdidini biraz düşürdü. Operasyonu bir süreliğine ertelediğini açıkladı. Buna rağmen tehlike geçmiş değil.

Erdoğan’a destek veren medya, Trump’ın çekilme kararının arkasında Erdoğan’ın başarılı diplomatik manevrası olduğunu manşetlere taşıdı. Daha bir ay öncesine kadar Rahip Brunson’un tutuklanması nedeniyle kopma noktasına gelen Türk-Amerikan ilişkilerinde bahar havası yaşanıyor. Almanya’dan sonra ABD ile de ilişkileri normalleştiren Erdoğan’ın yakında Rusya ile gerilim sürecine girmesi şaşırtıcı olmayacak. Çünkü Suriye’de çıkarlar giderek farklılaşıyor.

Türkiye ve Suriye’de bütün umutlarını ABD’ye bağlayan Kürtlerin bir kısmı bir haftadır geri çekilmenin Erdoğan’ın Kürtlere saldırmasının önünü açtığını ifade ediyorlar ve Trump’tan kararı geri alınmasını talep ediyorlar. Bel bağladıkları Trump’un bir anda sırt dönmesine anlam veremiyorlar.

Bir diğer ilginç tepki de yıllardır Kürtlere mesafeli yaklaşan, ulusalcı reflekslere sahip sol kesimlerden geldi. »Emperyalizmle işbirliği yaparsanız sonunuz böyle olur« diyorlar. Ulusalcı-sol çizgideki Cumhuriyet gazetesi »Emperyalizme ‘gitme’ çağrısı« manşeti attı.

Bu kesimler Rojava’da kontrolü elinde tutan Kürtlerin ABD ile gönüllü değil zorunlu işbirliği yaptığı gerçeğini görmezden geliyorlar. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Diplomatik İlişkiler Eş Başkanı Salih Müslim‘in Fırat Haber Ajansı’nda yaptığı açılamadaki ifadesi belki de durumu en iyi ifade ediyor: »Gidip gitmeyecekleri onların işidir. Çıkarlarımız çakıştı, beraber hareket ettik ama hiçbir zaman onlara bel bağlamadık.«

ABD’nin Suriye’de Kürtlerle ilişki konusunda bir değişiklik yaptığı artık netleşmiş durumda. Trump Kürtleri değil, Erdoğan rejimini tercih etti. Ancak bu, Erdoğan’ın hemen Rojava’ya askeri operasyon düzenleyebileceği anlamına da gelmiyor. Rusya-İran-Suriye ittifakının bu kez daha güçlü karşı çıkacağı görülüyor.

Buna rağmen, Erdoğan yerel seçimlere kadar savaşı hep gündemde tutacak. İçerideki Kürtler üzerine daha fazla baskı kurmak için buna ihtiyacı var. Dışarıdaki Kürtlerin kazanımlarını yok edemediğini anladığında, hıncını içerideki Kürtlerden alacak.

Bu nedenle Rojava gibi küçük bir alanda bölgenin en ilerici yönetim biçimini kurmayı başaran, Türkiye’de her türlü baskıyla karşı karşıya olan Kürt halkıyla, demokrasi güçleriyle dayanışma bugün çok daha büyük bir önem taşıyor. Saldırıları püskürtmek için en küçük bir dayanışmanın anlamı tahmin edilmeyecek kadar büyük.

ndPlus

Ein kleiner aber feiner Teil unseres Angebots steht nur Abonnenten in voller Länge zur Verfügung. Mit Ihrem Abo haben Sie Vollzugriff auf sämtliche Artikel seit 1990 und helfen mit, das Online-Angebot des nd mit so vielen frei verfügbaren Artikeln wie möglich finanziell zu sichern.

Testzugang sichern!