Werbung

Erdoğan manavcılığa başladı

  • Von Yücel Özdemir
  • Lesedauer: 4 Min.

Bei uns droht die ABOkalypse!

Wir brauchen zahlende Digitalleser/innen.

Unterstütze uns und überlasse die Informationsflanke nicht den Rechten!

Mach mit! Dein freiwilliger, regelmäßiger Beitrag:

Was soll das sein

Wir setzen ab sofort noch stärker auf die Einsicht der Leser*innen, dass linker Journalismus auch im Internet nicht gratis zu haben ist – mit unserer »sanften« nd-Zahlschranke.

Wir blenden einen Banner über jedem Artikel ein, verbunden mit der Aufforderung sich doch an der Finanzierung und Sicherstellung von unabhängigem linkem Journalismus zu beteiligen. Ein geeigneter Weg besonders für nd-Online-User, die kein Abo abschließen möchten, die Existenz des »nd« aber unterstützen wollen.

Sie können den zu zahlenden Betrag und die Laufzeit frei wählen - damit sichern Sie auch weiterhin linken Journalismus.

Aber: Für die Nutzung von ndPlus und E-Paper benötigen Sie ein reguläres Digitalabo.

Erdoğan manavcılığa başladı

İki hafta önce burada sebze fiyatlarındaki fahiş artışı yazmıştım. Aradan geçen iki hafta içinde çok şey oldu. Türkiye’de neredeyse özelleştirilmeyen kamu kurumu bırakmayan, bu nedenle neoliberalizmin önemli temsilcilerinden biri olan Erdoğan ve hükümeti, artan sebze fiyatları karşısında »devletçi« olmaya başladı.

11 Şubat’tan beri İstanbul ve Ankara’da devlet eliyle üreticiden alınan sebzeler doğrudan tüketicilere ulaştırılıyor. Bu nedenle ülkede en çok kullanılan kavramların başında »Tanzim satışları« geliyor. Türk Dil Kurumu’na göre tanzim, sıraya koymak, düzenlemek, yoluna koymak ve düzen vermek anlamına geliyor. Söz konusu durumda »tanzim« eden devlet, edilen ise sebze fiyatları.

Hükümetin aldığı »tanzim« kararından sonra İstanbul’da 50, Ankara’da 15 noktada belediye arabalardan ucuza sebze satılmaya başlandı. Normal pazarlarda kilosu 15-16 lira olan biber 6 liradan, 10-12 lira olan domates ve salatalık 3-4 liradan, 5-6 lira olan soğan ve patates ise 2 liradan satılmaya başlandı.

Yani marketler ve mahalle pazarlarının üçte bir fiyatına. Çiftçilerin ürünleri gerçekten ucuza mı verdikleri ya da sübvansiyonla mı ucuzlatıldığı kesin olarak bilinmiyor. Ancak farkın belediyeler tarafından ödendiği yaygın bir kanı. Vatandaş için kimin ne yaptığı önemli değil. Önemli olan ucuza sebze almak.

Hal böyle olunca haftalardır pahalıya sebze satın almaktan bıkan vatandaşlar tanzimli satış noktalarına akın eti. Uzun kuyruklar oluştu. Saatlerce bekledikten sonra evlerine bir kaç kilo sebze götürebilenler sevindi. Hükümete teşekkür edenler de, sebze için kuyruğa girmekten öfkelenenler de oldu.

Durumdan vazife çıkaran Ulaştırma Bakanı, PTT internet üzerinden »e-Tanzim« satışları başlatma emri verdi. Önce Ankara’da başlatılan satışlar hafta başından itibaren İstanbul’da da yapılmaya başlandı. »ePttAVM.com« sitesi üzerinde vatandaşlar sekiz ürünün her birinden en fazla üç kilo ısmarlayabiliyor. PTT’nin kargo ekipleri aynı gün ya da bir gün sonra müşteriye sebzeleri ulaştırılıyor.

Kısacası, hükümet artan sebze fiyatlarını düşürme adına manavcılığa da başladı. Peki bu durum ne kadar sürecek? Basında ve PTT’nin internet sitesinde yazılanlara bakılırsa iki buçuk ay. Bu süre içinde havaların normalleşmesiyle fiyatların düşmesi bekleniyor. Erdoğan ise yerel seçimlerden sonra bunun 81 ile yayılacağını açıkladı.

Esnaf ve pazarcılar devletin manavcılığa başlamasına tepkili. Çiftçiler, ürünlerin kendilerine pahalıya mal olduğunu söyleyerek, tanzimin çare olmadığını söylüyor. Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık Evrensel’e yaptığı açıklamada zamların nedenini şu şekilde özetliyor: »Gübreye yüzde 100'ün üzerinde, tarım ilacına yüzde 80’lere varan zam geldi. Üretici, mazot, tarım ilacı ve gübreyi yurtdışından kullanıyor. Dövizdeki en ufak artış maliyet olarak yansıyor. Toplam tarım alanımız 3,2 milyon hektar gerilemiş. Çiftçi ekmiyor, çünkü emeğinin karşılığını alamıyor.«
Çiftçinin ekim yapabilmesi için koşulların uygun olması gerekiyor.

Sebze fiyatlarındaki aşırı artış doğal olarak halk arasında Erdoğan ve hükümetine tepkiyi de arttırmış görünüyor. Özellikle geçim derdi çeken geniş emekçi kesimleri arasında. Bu nedenle sebze fiyatlarındaki artışın uzun sürmesi durumunda, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere etkisinin olacağı ortada.

Erdoğan ise tepkileri bastırmak için Sivas’ta katıldığı seçim mitinginde »Ne diyorlar; domates, patlıcan, patates, sivri biber… Düşünün bir merminin fiyatı nedir. Kalkıyor patates, soğan, domates, bunlarla konuşuyorlar« diyerek fiyat artışlarına tepki gösterenleri »terörle mücadeleyi zayıflattığını« söylemeye getirdi.
Yani, sebze fiyatlarındaki artış ile »terör sorunu« arasında bağlantı kurarak, tepkileri bastırmanın yolunu seçti.

Ancak işi artık zor. Çünkü mutfakta yangın var.

Lesen Sie hier die Kolumne in deutsch.

ndPlus

Ein kleiner aber feiner Teil unseres Angebots steht nur Abonnenten in voller Länge zur Verfügung. Mit Ihrem Abo haben Sie Vollzugriff auf sämtliche Artikel seit 1990 und helfen mit, das Online-Angebot des nd mit so vielen frei verfügbaren Artikeln wie möglich finanziell zu sichern.

Testzugang sichern!

9 Ausgaben für nur 9 €

Jetzt nd.DieWoche testen!

9 Samstage die Wochenendzeitung bequem frei Haus.

Hier bestellen