Werbung

Savaşla içeriyi kazanıyor

Unterstütze das nd mit einem monatlichen Beitrag

Minimum 2,50 Euro/Monat

...oder einem Abo oder einer Spende:

  • Wählen Sie ein Abo:

    • Online-Abo
    • Kombi-Abo
    • Print-Abo
    • App-Abo
    Lesen Sie das »nd« wo und wann Sie wollen. Mit dem Online-Abo erhalten Sie Zugang zu allen Artikeln in elektronischer Form auf unserer Webseite und dazu das nd-ePaper. Zum Online-Abo
    Mobil, kritisch und mit Links informiert:
    neues deutschland als ePaper – und am Wochenende im Briefkasten!
    Prämie: Das nd-Frühstücksbrettchen. Der Wegbegleiter für den Start in den Tag.
    Zum Kombi-Abo

    Lesen Sie das »nd« wo und wann Sie wollen. Mit der nd-App erhalten Sie Zugang zur Zeitung in elektronischer Form als App optimiert für Smartphone und Tablet.

    Die nd-App gibt es für iOs und Android.

    Zum App-Abo
  • Per Überweisung:

    Stichwort: nd-paywall

    Berliner Bank
    IBAN: DE11 1007 0848 0525 9502 04
    SWIFT-CODE (BIC): DEUTDEDB110

    Per Paypal

    PayPal

    Per Sofortüberweisung

    Sofortüberweisung

    Ich habe bezahlt.

  • Ich bin schon Abonnent
    Login

    Passwort vergessen?

  • Vielleicht später...
Savaşla içeriyi kazanıyor

İki hafa önce bu köşede Afrin’e yönelik »Zeytin Dalı Harekatı«yla birlikte Türkiye’de Erdoğan karşıtı muhaliflerin işinin daha zorlaşacağı ifade edilmişti.

Gerçekten de 20 Ocak’ta başlayan savaşın üzerinde geçen üç haftada yaşananlar, en temel haklar olağanüstü hal (OHAL) nedeniyle kaldırıldığı için, her açıdan Erdoğan’a karşı çıkan güçler üzerindeki baskılar yoğunlaştı. Bu üç hafta içinde, »bir kaç gün içinde ele geçirileceği« ileri sürülen Afrin direnmeye devam ediyor. Daha açıkçası, Türk ordusu ve işbirlikçisi durumundaki örgütler henüz Afrin’e yaklaşabilmiş değil. Zaman ilerledikte yaklaşma ihtimallerinin azaldığı da bugünden görülebiliyor. Bu nedenle, Erdoğan’ın dışarıdaki savaşta kısa zamanda fazla mesafe katetmesi beklenmiyor.

Ama içerideki savaşta epey mesafe katedilmiş durumda.

Erdoğan, savaş nedeniyle Kürt düşmanlığı üzerinden kurduğu cepheye yeni kesimler kattı. Bir kaç hafta önce »Erdoğan’ın tahtını sallayan kadın« diye sunulan milliyetçi İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de operasyonun Afrin’le sınırlı kalmaması gerektiğini söyleyerek Erdoğan’a tam destek vereceğini ilan etti. İki hafta önce anlattığım Atatürk’ün partisi CHP’de bir değişiklik yok. Geçen hafta sonu yapılan kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan seçildi. Bu da kısa sürede CHP’nin »Zeytin Dalı«yla Erdoğan’a verdiği desteği çekmeyeceği anlamına geliyor.

Bu tablodan bakıldığında her koşulda Erdoğan’a karşı mücadele edenlerin Kürtler, Aleviler, sol-sosyalist partiler, tutarlı demokrat Müslümanlar olduğu bir kez daha görüldü. Azımsanmayacak bir güce sahip bu cephenin sesini topluma duyurmasına ise kesinlikle izin verilmiyor. Sokaklar, televizyonlar kanalları ve gazeteler bu kesimlere kapalı. Geriye kalan tek imkan olan sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar da suç haline getirildi.

İçişleri Bakanlığı’nın 5 Şubat’taki açıklamasına göre, Zeytin Dalı Harekatı’nı sosyal medya üzerinden protesto eden, eleştiren tam 449 kişi gözaltına alındı. Buna sokakta izinsiz protesto gösterisine katılan 124 kişi de eklendiğinde, toplam 573 kişi doğrudan Afrin operasyonuyla bağlantılı olarak gözaltına alındı.

En dikkat çeken ise Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) 11 konsey üyesinin gözaltına alınması oldu. Asıl işleri insanı yaşatmak olan doktorlar, »Savaş bir halk sağlığı sorunudur« dedikleri için önce Erdoğan tarafından hedef gösterildi, sonra savcılar harekete geçirildi. Ardından Türkiye’nin en saygın sivil toplum örgütlerinden biri olan TTB yöneticileri hakkında soruşturma başlatıldı. 30 Ocak günü de doktorların evlerine, hastanelere ve TTB'ye baskınlar düzenlendi ve doktorlar gözaltına alındı.

Bu saldırı TTB tarihinde bir ilk. 1961, 1972 ve 1980 askeri darbelerinde bile bu türden bir saldırı olmamıştı. Askeri rejimlerin TTB’ye yapmadığı baskıyı »sivil« Erdoğan, beş cümleden ibaret etkili açıklamaya tahammül göstermeyerek yaptı. Kısa açıklamada şöyle deniliyordu: »Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi!« (ttp.org.tr)

Bu açıklamayı yapan TTB yöneticileri 5 Şubat’ta adli kontrol şartıyla, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ancak bu üzerilerindeki baskının kalktığı anlamına gelmiyor.

Erdoğan rejimi gerçeklerin halk üzerinde etkide bulunmasından korkuyor. Bu nedenle barış isteyen aydınlar, gazeteciler, meslek örgütleri, siyasi partiler başta olmak üzere bütün muhalif kesimler üzerindeki otoriter baskıyı, askeri darbeden dönemlerinde de görülmedik derecede artırmış durumda. İnsanlığın en büyük özlemi olan »Barış« çağrısı yapmanın suç halinde getirildiği bir ülkede farklı düşünenlere söz sözleme hakkı tanınmıyor. Üstelik açıktan savaş da buna gerekçe yapılıyor.

Ama bilmiyorlar ki gerçekler inatçıdır ve bir günlük mutlaka toplum tarafından duyulacak.

Noch kein Abo?

Jetzt kostenlos testen!

14 Tage das »nd« gratis und unverbindlich als App, digital oder gedruckt.

Kostenlos bestellen